Beslenme

Karantina günlerinde aşırı yeme istediğine dikkat!

Klinik Psikolog Gülcem Yıldırım, koronavirüs nedeniyle yaşadığımız karantina günlerinde, aşırı yeme isteğini önleme üzerine bilgiler paylaştı....

Kendinizi buzdolabının önünden alamıyor, sosyal medyada sadece yemekle ilgili hesapları takip ediyor ve sürekli bir sonraki öğünde ne yiyeceğinizi mi düşünüyorsunuz? O halde aşırı yeme isteğinize bir dur demenin zamanı gelmiş demektir! Corona virüs nedeniyle daha fazla evde geçirdiğimiz, normal zamanlara nazaran daha az hareket edebildiğimiz bugünlerde, kalorili besinlerden uzak durmamız, bağışıklığımızı güçlü tutmak amacıyla daha sağlıklı besinlere yönelmemiz gerekiyor.

Tüm bunları bilmenize rağmen aşırı yeme isteğinize; karbonhidratlara ve tatlılara karşı durmakta zorlanıyorsanız, Klinik Psikolog Gülcem Yıldırım Pudra.com okuyucuları için karantina günlerinde aşırı yeme ihtiyacını; karbonhidrat ve şeker bağımlılığını önlemenin yollarını paylaştı.

Aşırı yeme isteği kişinin gün içinde sürekli bir şeyler yeme arzusudur. Aşırı yeme isteği genellikle ruhsal problemlerle ilgilidir. Aşırı yemek, beraberinde obeziteyi, yani aşırı şişmanlığı getirir.

Tüm dünyanın ortak problemi olan obezite sorunu için yeni ilaçlar bulunuyor, yeni egzersiz yöntemleri geliştiriliyor, gıda takviyeleri üretiliyor, vücuttaki yağları yakıcı ekstreler ve doğal bitkiler kullanılıyor. Ancak tüm bu çalışmalara rağmen dünyada obezite problemi hızlı bir şekilde artmaya devam ediyor. O halde ihtiyacımız olan tek şey sadece ilaçlar, gıda takviyeleri veya egzersiz üzerine çalışmak değil, aynı zamanda obezitenin veya yeme bağımlılıklarının, karbonhidrat veya aşırı tatlı tüketmenin altında yatan nedenleri bulmak. Bu yazımızda size yeme bozukluklarının altında yatan nedenlerden bahsedeceğiz.

Obezitedeki yani fazla yemedeki problem ruhsal problemlerle ilgilidir. Bu konu ihmal edildiği için yapılan bu çalışmaların hiçbiri fayda sağlamıyor.

Değerlilik duygusu mu yiyorum ekmek mi?

Ruhsal problemlerin en önemli nedeni çocukluğumuzda eksik kalan, ihtiyacımız olan duygulardır.

Anne-babamızın ya da bize bakım veren kişinin bize bir sebepten veremediği olumlu duyguları yiyeceklerden almaya çalışırız. Bilinçdışımız yani beynimiz böyle zanneder.

Karbonhidrat tükettiğimizde aslında ekmek, pilav ya da makarna yiyoruzdur ancak biliçdışımız değerlilik duygusu veya varolma duygusu yediğini düşünür.

Bu durum şöyle gelişir:

Hayatımızda bazı olaylar olur ve kendimizi değersiz hissederiz. Bu da aşırı yeme isteğine yol açar ve ekmek yemeye başlarız.
Ekmek yedikçe rahatlar, kendimizi daha değerli hissederiz.
Bilinçdışımız değerlilik duygusunu ekmekten aldığını zanneder.
Aşırı tatlı ihtiyacı da “yalnız kaldım, terkedildim, tatlı yiyorum, kendimi varolmuş hissediyorum. Bedenim genişliyor, varoluyorum.” duygusunu getirir.

Kötü duygular geldiğinde aşırı yeme isteği olur, özellikle ekmek, makarna, çikolata, tatlı, pilav gibi karbonhidrat ve şeker içeren gıdalara yönelmeye başlarız.

Buradaki açlık fiziksel bir açlık değil, ruhsal, duygusal bir açlıktır. O zaman bir insan egzersiz yaparsa, diyet yaparsa, zayıflarsa bir süre sonra hissettiği bu kötü duygularla tanışmaya başlıyor.

Aşırı yeme isteğinin en önemli nedeni kötü duygulardan kaçmaktır!

Aşırı yeme bozuluğu tedavisinde; temelde yatan yatan olumsuz duygulara bakılır bu duygular; değersizlik, yalnızlık, yokmuş gibi hissetme, yetersizlik, boşluk, anlamsızlık ve korkudur.Şayet kişi hissettiği bu olumsuz duyguları halletmediyse diyelim ki 10 kilo verdi, bir süre sonra 11 kilo olarak geri alacak. Zaman içinde yavaş yavaş kilosu artmaya başlayacak, defalarca zayıflayacak, defalarca geri alacak. Her defasında kilosu öncekinden bir tık yukarı çıkacak.

Sebze veya et yediğinizde doymuyorsanız, önce ruhunuzu doyurmanız gerek

Bu yüzden yemek yerken “ben aslında ne yiyorum, ne hissediyorum da bunu yiyorum”a bakmak gerekir. Karbonhidrat yemedi diyelim, o an sebze yedi, salata yedi, rahatlayacak mı? Yoksa illa bir karbonhidrat gerekiyor mu? Ekmek gerekiyor mu? Sebze ya da et yediğinizde rahatlamıyorsanız bilin ki bu ruhsal bir ihtiyaçtır.

KARBONHİDRAT TÜKETME İHTİYACININ NEDENLERİ

Karbonhidrat tüketmenin en önemli nedeni içe dönük duygulardır. Kişi içine döndüğünde yani boşluk, yalnızlık, anlamsızlık gibi duygularla temas ettiğinde karbonhidrata yani makarnaya, pilava, ekmeğe ilgisi artar.
Karbonhidratın en önemli özelliği dışarıya odaklanmayı artırmaktır. Örneğin yemek yedikten sonra hep söylenen bir söz vardır; “gözüm açıldı”, aslında bu sözün anlamı “dışarıya olan ilgim arttı içimdeki sıkıntılardan uzaklaştım”dır.

AŞIRI TATLI YEME İHTİYACININ NEDENLERİ

Şeker tüketmenin en önemli nedeni ise korku duygusudur.
Kişi korktuğunda şekere ve şekerli gıdalara ilgisi artar.
İnsan korktuğunda beyinde sempatik sistem aktive olur. Sempatik sistemin aktive olmasıyla beraber beyin savaş-kaç tepkisi geliştirir.
Beynin savaşması ya da kaçması için gerekli olan en önemli şey enerjidir. Şeker tüketmek de vücudumuza hızlı bir şekilde enerji kazandırmanın en kestirme yoludur. Dolayısıyla içeride yani beyinde işleyen bu otomatik süreç sizi şeker tüketmeye yönlendirir.

Aşırı yeme isteği nasıl engellenir?

Fiziksel bir açlık hissetmiyosunuz fakat aşırı yeme ataklarınız varsa hayatınızda o dönem ruhsal olarak size kötü hissettiren bir şey olmuştur.

Bu olan olay çoğunlukla son 72 saat içinde gerçekleşmiştir ve siz bu olayın duygusundan çıkamıyorsunuzdur.

Hissettiğiniz kötü duyguyu karbonhidratla beslenerek rahatlatmaya çalışıyorsunuzdur. Rahatlatıyor mu, evet rahatlatıyor, onu yiyince kendinizi iyi hissedersiniz.

Silahınız ekmek ise, değersizlik duygusu ile savaşıyorsunuz demektir!

Hissettiğiniz kötü duygu değersizlik diyelim.

Değersiz hissettiğiniz için ekmek yediğinizi bilmek zihninizde bir rahatlama sağlar.
Bu durumda kendinize, yaşadığınız bu duyguyu bugün günlük hayatınızda başka nerelerde deneyimlediğinizi sorabilirsiniz.

Son olarak bu duyguyu çocukluk yaşantınızda nasıl deneyimlersiniz?

Bu üç aşamayı bulmak zihninizin rahatlamasını ve hissettiğiniz kötü duygunun yatışmasını sağlar. Bu bağlantıları kurmak aşırı yeme arzunuzun azalmasını sağlar.

Yine de bunu tek başınıza başarmanız çok kolay olmayabilir. Bu konuda zorlandığınızda bir uzmandan destek alabilirsiniz.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı